SON DAKİKA

ABD İLE GÜVENSİZ BÖLGE!..

DÜNYA, GÜVENLİK, SİYASET, YORUM & ANALİZ

MÜŞTEREK HAREKAT MERKEZİ!..

GÜVENLİK, YAZARLAR, YORUM & ANALİZ

”KUR’AN BİZE YETER”CİLERE GELSİN!..

Bu haber 06 Aralık 2019 - 3:40 'de eklendi ve kez görüntülendi.

Peygamber Efendimiz ‘in sünneti devre dışı bırakıldığında ne mi olur? Çok açık ve net olarak söylenebilir ki ortada din diye bir şey kalmaz. Dinimizi tutan şey sadece Kur’an-ı Kerim değildir. Kur’an-ı Kerim ile birlikte Efendimiz ‘in sünnetidir.

Bizleri Kur’an-ı Kerim’den uzaklaştırmak adına çareler üretenler; İncil ve Tevrat başta olmak üzere daha önce indirilen kutsal kitapların insan tahrifatına uğradığını gördüler. Kuran-ı Kerim’in ise bu tahrifatı yaşamadan asırlardır gelen bir kitap olduğunu ve Müslümanların bu kutsal kitaba bağlılığını çok iyi idrak ettiler. Kaldı ki Yüce Allah, bu güvenceyi Ayeti-i Kerime ile de sabit olduğu üzere bu kutsal kitaba zaten vermiştir. Ve geçen 1400 yıllık yaşanmışlıklarla da görüldüğü üzere Müslümanların ilmî, askerî, siyasî ve sosyal alanlarda kazandıkları tüm başarılarının kökeninde Kuran-ı Kerim ve onun yüce buyruklarının olduğunu bilenler, bizleri bu yüce Kitap’tan ayırmadıkları müddetçe bizlerin birliğine ve beraberliğine sirayet edemeyeceklerini ve bizlere galebe çalamayacaklarını görenler, oyunlarını öyle güzel oynadılar ki !.. Bizlere ”Kuran’dan uzaklaşın” demeleri durumunda bizlerin ona daha sıkı sarılacağımızı çözenler; işte o tılsım üç sözcükten oluşan bir cümle ile ”Kur’an’a sımsıkı sarılın” cümlesi ile bizleri Kur’an’dan uzaklaştırmayı başardılar.

ZEHİRLİ ŞEKER GİBİ SERVİS ETTİLER

“Kur’an’a sımsıkı sarılmak “ gibi kulağa hoş gelmekle birlikte kalbe de ferahlık veren bir söyleme hangi Müslüman hayır derdi ki ?

İşte onlar da bunu yaptılar. Bunun neticesinde ne oldu biliyor musunuz? O taktik üstüne taktik üreten şer cephesinin istediği oldu. Bizler arasına öyle bir nifak tohumları ekildi ki ayıklayabilene aşk olsun!.. Etrafımızda içine zehir katılmış bu sihirli sözcüğe kendisini esir etmiş bulunmakla birlikte Kur’an’dan uzaklaşan kardeşlerimizi gördük.

PEYGAMBER EFENDİMİZE POSTA MEMURU MUAÂMELESİ

Evet, maalesef kulağa ve mantığa düz bir bakışla müsbet gelen ”Kur’an’a sımsıkı sarılmak” cümlesinin arkasından ”Kur’an bana yeter”, ”Peygamber sadece tebliğ edici idi ve görevini ifa etti.”, ”1400 sene önce vukû bulan fiil ve eylemler bu çağa uygulanamaz.”, ”Kur’an, bu çağa göre yeniden yapılandırılmalıdır.” şeklinde, insanların kendilerini olduklarından çok daha ruhâni bir yerlere koydukları, kendilerini çok akıllı bildikleri ve elde olan bir Allah kelâmı ile ”Allah Resulü’nün söz ve eylemlerinden olan ”Hadis’‘ ilmine ‘Siyer’‘ ilmine gerek olmaksızın yol kat edebileceklerini düşünen bireyler türedi. Tüm bu durumların Allah ve Resulü ‘ne itaat etmeyi emreden Kuran-ı Kerim ayetlerine rağmen yapılıyor olması durumu bizleri işin içinden daha da çıkılmaz hale soktu.

MER’İ MEVZUAT DÜZENLEMELERINDERİNDE GENELDEN ÖZELE HİYERARŞİK DÜZENLEME BÜTÜNÜ İÇİNDE VÜCUT BULANLAR, BU DURUMU KANIKSAYANLAR, İSLÂM KAYNAKLARINA BUNU ÇOK GÖRDÜLER

Mesele günümüz dizayn sistemi olan mevzuata, mer’i hukuka gelince Anayasa bize yeter deniliyor mu? Hayır.  Anayasaya aykırı olmamak üzere kanunlar meseleleri teferruatlıca anlatıyor. Kanunlara aykırı olmamak kaydıyla Tüzükler meseleyi daha teferruatlıca anlatıyor ve hiç kimse tarafından gereksiz addedilmiyor değil mi? Hiyerarşik olarak sıralanan ve alttaki normların üstteki normlara aykırı olmaması kuralına uygun bir şekilde Anayasa, Kânun, Tüzük var olmasına rağmen çıkarılan Yönetmeliğin varlığına ses çıkaran var mı? Ve hatta tüm bu üst mevzuat hükümlerine rağmen Genelgeler, Tebliğler, Sirkülerler, Emirler çıkarılmak suretiyle her olayın her kurumun işleyişini düzenlemek için getirilen özel normlara kimse ses çıkarıyor mu? Çıkarmıyor. Genel düzenleyici bir norm olan Anayasa’nın meseleleri genel kurallar bütünü ile düzenlemesi ile birlikte uygulamanın Kânun, Tüzük, Yönetmelik, Tebliğ v.b gibi mevzuat hükümleri ile yerine getirilmesi düzenine evet diyen bugünün sözde âkil kişileri, Yüce Allah’ın hem de kendi kelamı olan Kur’an-Kerim içinde geçen Ayet-i Kerimeleri’ne uygun bir şekilde Peygamber Efendimiz’in sünneti ile uygulamayı göstermiş bulunmasına gelince bu duruma itiraz etmeleri bizlere açık ve seçik olarak bu kişilerin zihniyetlerinin bozukluğunu göstermektedir. Meseleye saf ve temiz bir şekilde bakan ortalama insan aklı her şeyi görebilir. Rabbim bizleri görenlerden eylesin.

SÜNNET, KUR’AN-I KERİM’İ KEYFİ BİR ŞEKİLDE YORUMLAMAYA KALKANLARA ENGEL OLAN TUTUCU BİR GÖREV İFA EDER

Peygamber Efendimiz ‘in sünnetini terk etmek yönünde yapılan yorumlar çağımızın en büyük fitnesidir.

Allah ve Resulü ‘nün hüküm koyduğu bir konuda hiç bir Müslümanın hükme uymak konusunda muhayyerlik hakkı yoktur.  Müslüman olan, Kur’an-ı Kerim’i okuyan, gerçek bir Müslüman, sünneti neden dışlar? Bu sapkın fikrin esas kaynağı apaçık bir şekilde esas olarak Hristiyan veya Yahudi kökenli olup İslami ilimlerle uğraşanlardır.

Asırlardır verilen büyük uğraşlarına rağmen kendilerine iman nasip olmayan bu niyeti bozuk güruh, biz Müslümanlara bu zehirli söylemi göze ve kulağa hoş gelen bir etiket ile sundu. Ve bu şekilde vahyin önüne aklı koymayı kafa karıştırıcı süslü söz ve söylemlerle başardılar. Müslümanların içinde kendisini üstün meziyetli ve herkesten akıllı gören bir kısım zevât ise toplum önünde farklı söylemler söylemek suretiyle ilgi uyandırmak ve halk nazarında üst kademelerde görünmek için tüm bu meseleleri gündemde tutmaya devam etmektedir. Bu kişiler dinin bozulması için nasıl bir uğraş içinde olduklarını göremeyecek körlükle ve densizlikle bu fiil ve eylemlerine peşlerinden hatırı sayılır bir kitleyi sürüklemek suretiyle devam etmektedirler.

Peygamber Efendimiz ‘in sünneti devre dışı bırakıldığında ne mi olur? Çok açık ve net olarak söylenebilir ki ortada din diye bir şey kalmaz. Dinimizi tutan şey sadece Kur’an-ı Kerim değildir. Kur’an-ı Kerim ile birlikte Efendimiz ‘in sünnetidir.

Örnek vermek gerekirse dinimizin direği olan namazdan başlayalım.

Peygamber Efendimiz ‘in sünneti olmadığı zaman namaz bile ortadan kalkar. Çünkü biz namazı Kur’an’dan öğrenmiyoruz. Kur’an’ın hiçbir yerinde namaz anlatılmaz. Kur’an’da önceki Peygamberlerden bahsedilirken üç kelime ile Rükû, Secde ve Kıyam kelimeleri geçiyor. Ve yine ayrıca “Namaz size emredildi belli vakitlerde” deniyor. Başka da namazla ilgili bir şey yok.

Onun için Peygamberimiz (s.a.v.) diyor ki:

“Beni namaz kılıyorken nasıl gördüyseniz öyle namaz kılın”. Dolayısıyla biz Müslümanlar namazın nasıl kılınacağını nereden öğreniyoruz? Efendimiz ‘in sünnetinden öğreniyoruz. Açık ve net bir şekilde görülmektedir ki Kur’an-ı Kerim’i anlamaya çalışırken sünnet egemendir. Sünnete aykırı bir manayı Kur’an’a veremezsiniz. Sünnet, manayı sınırlandırıyor. Sınırlandırdığı için de din bozulmuyor.

Dinimizi bozdurtmayan şey de Efendimiz ‘in sünnetidir.

Yine namazdan örnek verecek olursak namaz kelimesi Kur’an’da namaz diye geçmez ‘salât’ diye geçer.  Salât’ın kelime manası yalvarıp yakarmak demektir.

Dolayısıyla bir adam pekala der ki “Ben bir iki dakika yalvarırım Allah’a salât emrini ömür boyu yerine getirmiş olurum. Elimi kaldırırım ve bir iki dakika bir dua ederim, tamam bitti. Dünyadaki bütün “salât” emri bitti. ” diyebilir rahatlıkla.

Bu veya buna benzer bir şey söylediği an bunu söyleyenlerin karşısına Efendimiz ‘in sünneti dikiliyor. Hop diyor. Sen bunu böyle anlayamazsın.

Salât dediğin şey şudur. Tekbiriyle, Kıraatıyla, Rükusuyla, Secdesiyle, Kaidesiyle, Selamıyla, Vakitleriyle, Rekat sayılarıyla, hangi namazın önce hangi namazın sonra kılınacağı meselesiyle, Efendimiz ‘in sünneti diyor ki ‘salât’ budur. Bunun dışında mana veremezsin.

İşte sünnet, bu bozuk niyetlilere engel olduğu için dışlanıyor ki; bu kişilerin önleri açılsın..

İslam’ı bozabilmek için sünnet reddediliyor. Şu durum açık ve nettir ki; İslam’ı bozdurtmayan şey sünnettir. Dolayısıyla sünnet düşmanlığı bilimsel, masum bir mesele değildir. İdeolojik bir meseledir. O ideoloji de “İslâm’ı bozma.” ideolojisidir. İnsanoğlu, Tevrat’ı bozmuş, Zebur’u ve İncil’i bozmuş. Tüm bunları yapan insanoğlu, Kur’an’ı da böyle yapalım diye pekâlâ düşünür. Düşünmez demek saflık olmaz mı? Peki, Kur’an’ı nasıl bozabiliriz diye düşünenlerin en önemli buluşu nedir? Tabi ki hiçbir şüpheye yer bırakmayacak derecede sünneti dışlamaktır. Çünkü sünneti bir tarafa atarsanız, Kur’an’ın lafzı duruyor olsa bile ona başka bir mana vermek, dolayısıyla İslam adı altında başka bir din oluşturma hedefi kolaylaşıyor. Esasında kâfirlerin Kur’an-ı Kerim’in lafzını bozacaklarından ümitleri yok. Tevrat ve İncil’de yaptıkları gibi ayet çıkaralım, ayet ekleyelim şeklinde bir ümitleri olmadığından seni “Kur’an’a sarılmaya” çağırmak suretiyle oraya yönlendirmek en kolayı görünmüştür. Bu çağrıyı yapanların da Müslüman olduğunu görenler, düşünenler, zannedenler, yığınlar halinde bu kişilerin peşinden gitmek suretiyle kayıplar yaşamışlar ve halihazırda yaşamaya devam etmektedirler. Onlar, peşinden gittiklerinin Kur’an’a yükledikleri İslam dışı manayı, sünnetin dışlanması suretiyle oluşturulan yeni dini görememektedirler. Sünnet var olduğunda istedikleri o manayı dine veremeyecek olanlar, sünneti dışlamak suretiyle hedeflerine ulaşmaktadırlar. Sünnet, Ayet-i Kerime’nin manasını doğru verdirtiyor. Ve böylece bu kişiler, Kuran-ı Kerim’e istediği bozuk manayı yükleyemiyor. Ve dolayısıyla bu bozuk zihniyetli kişilerin en büyük düşmanlığı bu sebeple sünnete karşı oluyor.

ALLAH, GÖZLERİ İLE GÖREMEYEN KALPLERİ İLE KAVRAYAMAYAN KULAKLARI İLE DUYAMAYANLARI BİLDİRDİ

Ne diyordu Yüce Yaradan Araf Suresi 179. Ayet-i Kerime’sinde. ”Andolsun biz, cinlerden ve insanlardan birçoğunu cehennem için yaratmış olduk. Bunların kalpleri vardır ama onlarla kavrayamazlar; gözleri vardır ama onlarla göremezler; kulakları vardır ama onlarla işitemezler. Onlar, hayvanlar gibidir, hatta daha da şaşkındırlar. İşte asıl gafiller onlardır.”

Günümüzde bazı Müslümanlar; bu Ayet-i Kerime’de beyan edildiği üzere körleri, sağırları, dilsizleri oynamaya devam ede gelmek suretiyle aşağıda beyan edilen 15 adet Ayet-i Kerime’yi de yok saymaya ve bu şekliyle Kuran’da geçen mesajlardan uzak bir beyin yapısı ile sözde ”Kur’an’a sarılmaya” devam etmektedirler. Peygambersiz dinin buyruklarını o kıt akılları ile bulmaya ömürleri yetecek mi makul bir bakışla esasında çok iyi bilinir!.. Lakin onlar bunu da bilemez ve çözemezler.

EN BİLGİLİ REHBER; H.Z MUHAMMED MUSTAFA (S.A.V)

En bilgili rehber, en güzel yol gösterici önümüzde duruyor ve bizler bu güzel insanın ümmeti iken daha neyin savaşını veriyoruz? Ey okyanuslar büyüklüğünde olan ilim karşısında bir damla akla sahip olan insan!.. Âlimlerin âlimi karşısında sen neyi biliyorsun? Kiminle mücadele veriyorsun? Seni yoktan var eden yaratıcınla mı?

Yukarıda kısaca arz ve izaha çalışılan yorumlamalardan sonra, kendi uydurdukları “Kur’an bana yeter” söylemi ile de çelişik bir duruş içinde olmak anlamına gelen bir şekilde Peygambere itaati sayısız defa emreden Kuran-ı Kerim âyetlerini âdeta yok saymak suretiyle  ”Kuran bana yeter” safsatasında bulunanlar adına aşağıdaki 15 Ayet-i Kerime’yi bu söylem içinde olanların takdirine sunuyorum ;

Allah ve Resûlüne itaat ile ilgili 15  Ayet-i Kerime;

Nisâ / 13. Ayet

تِلْكَ حُدُودُ اللّٰهِۜ وَمَنْ يُطِعِ اللّٰهَ وَرَسُولَهُ يُدْخِلْهُ جَنَّاتٍ تَجْر۪ي مِنْ تَحْتِهَا الْاَنْهَارُ خَالِد۪ينَ ف۪يهَاۜ وَذٰلِكَ الْفَوْزُ الْعَظ۪يمُ

İşte bunlar Allah’ın belirlediği sınırlardır. Kim Allah’a ve Pey­gam­beri’ne itaat ederse Allah onu, içinde ebedî kalmak üzere altlarından ırmaklar akan cennetlere yerleştirir. İşte en büyük başarı ve kurtuluş budur.

Nisâ / 14. Ayet

وَمَنْ يَعْصِ اللّٰهَ وَرَسُولَهُ وَيَتَعَدَّ حُدُودَهُ يُدْخِلْهُ نَارًا خَالِدًا ف۪يهَاۖ وَلَهُ عَذَابٌ مُه۪ينٌ۟

Kim de Allah’a ve Peygamber’ine isyan eder ve O’nun sınırlarını aşarsa Allah onu, içinde devamlı kalacağı bir ateşe sokar. Onun için zelil ve perişan eden bir azap vardır.

Nisâ / 69. Ayet

وَمَنْ يُطِعِ اللّٰهَ وَالرَّسُولَ فَاُو۬لٰٓئِكَ مَعَ الَّذ۪ينَ اَنْعَمَ اللّٰهُ عَلَيْهِمْ مِنَ النَّبِيّ۪نَ وَالصِّدّ۪يق۪ينَ وَالشُّهَدَٓاءِ وَالصَّالِح۪ينَۚ وَحَسُنَ اُو۬لٰٓئِكَ رَف۪يقًاۜ

Kim Allah’a ve Peygamber’e itaat ederse, işte onlar Allah’ın kendilerine nimetler verdiği peygamberler, Sıddıklar, şehitler ve Salihlerle beraberdirler. Bunlar ne güzel arkadaştır!

Nisâ / 80. Ayet

مَنْ يُطِعِ الرَّسُولَ فَقَدْ اَطَاعَ اللّٰهَۚ وَمَنْ تَوَلّٰى فَمَٓا اَرْسَلْنَاكَ عَلَيْهِمْ حَف۪يظًاۜ

Peygamber’e itaat eden, Allah’a itaat etmiş olur. Kim de itaatten yüz çevirirse aldırma! Çünkü biz seni, onların üzerine bekçi olarak göndermedik.

Mâide / 92. Ayet

وَاَط۪يعُوا اللّٰهَ وَاَط۪يعُوا الرَّسُولَ وَاحْذَرُواۚ فَاِنْ تَوَلَّيْتُمْ فَاعْلَمُٓوا اَنَّمَا عَلٰى رَسُولِنَا الْبَلَاغُ الْمُب۪ينُ

Allah’a itaat edin, Peygamber’e itaat edin ve onlara itaatsizlikten sakının. Eğer itaatten yüz çevirirseniz, bilin ki, elçimize düşen açıkça tebliğ etmekten ibarettir.

Enfâl / 20. Ayet

يَٓا اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُٓوا اَط۪يعُوا اللّٰهَ وَرَسُولَهُ وَلَا تَوَلَّوْا عَنْهُ وَاَنْتُمْ تَسْمَعُونَۚ

Ey iman edenler! Allah’a ve Resûlü’ne itaat edin. Söylediklerini işitip durduğunuz halde ondan yüz çevirmeyin!

Enfâl / 24. Ayet

يَٓا اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا اسْتَج۪يبُوا لِلّٰهِ وَلِلرَّسُولِ اِذَا دَعَاكُمْ لِمَا يُحْي۪يكُمْۚ وَاعْلَمُٓوا اَنَّ اللّٰهَ يَحُولُ بَيْنَ الْمَرْءِ وَقَلْبِه۪ وَاَنَّهُٓ اِلَيْهِ تُحْشَرُونَ

Ey iman edenler! Allah ve Resûlü sizi, size hayat verecek şeylere çağırdığı zaman onlara uyun. Şunu bilin ki Allah kişiyle kalbinin arasına girer. Sonra hiç şüphesiz, hepiniz O’nun huzurunda toplanacaksınız.

Nûr / 52. Ayet

وَمَنْ يُطِعِ اللّٰهَ وَرَسُولَهُ وَيَخْشَ اللّٰهَ وَيَتَّقْهِ فَاُو۬لٰٓئِكَ هُمُ الْفَٓائِزُونَ

Kim Allah’a ve Resûlü’ne itaat eder, Allah’tan korkar ve O’na karşı gelmekten sakınırsa, işte onlar ebedî başarı ve mutluluğa erenlerin tâ kendileridir.

Nûr / 54. Ayet

قُلْ اَط۪يعُوا اللّٰهَ وَاَط۪يعُوا الرَّسُولَۚ فَاِنْ تَوَلَّوْا فَاِنَّمَا عَلَيْهِ مَا حُمِّلَ وَعَلَيْكُمْ مَا حُمِّلْتُمْۜ وَاِنْ تُط۪يعُوهُ تَهْتَدُواۜ وَمَا عَلَى الرَّسُولِ اِلَّا الْبَلَاغُ الْمُب۪ينُ

De ki: “Allah’a itaat edin, Peygamber’e de itaat edin. Eğer itaatten yüz çevirecek olursanız şunu bilin ki, Peygamber kendi vazîfesinden, siz de kendi vazîfenizden sorumlu tutulacaksınız. Şu kadar ki, ona itaat ederseniz doğru yolu bulursunuz. Peygamber’e düşen, Allah’ın emirlerini apaçık bir şekilde tebliğ etmektir.

Ahzâb / 36. Ayet

وَمَا كَانَ لِمُؤْمِنٍ وَلَا مُؤْمِنَةٍ اِذَا قَضَى اللّٰهُ وَرَسُولُهُٓ اَمْرًا اَنْ يَكُونَ لَهُمُ الْخِيَرَةُ مِنْ اَمْرِهِمْۜ وَمَنْ يَعْصِ اللّٰهَ وَرَسُولَهُ فَقَدْ ضَلَّ ضَلَالًا مُب۪ينًا

Allah ve Resûlü bir meselede kesin ve bağlayıcı bir hüküm verdiği zaman, mü’min erkek veya mü’min kadının, kendileriyle alakalı o meselede başka bir tercihte bulunma hakkı yoktur. Kim Allah ve Resûlü’ne karşı gelirse, apaçık bir sapıklığa düşmüş olur.

Ahzâb / 70. Ayet

يَٓا اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا اتَّقُوا اللّٰهَ وَقُولُوا قَوْلًا سَد۪يدًاۙ

Ey iman edenler! Allah’a karşı gelmekten sakının ve her zaman doğru ve yerinde söz söyleyin.

Muhammed / 33. Ayet

يَٓا اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُٓوا اَط۪يعُوا اللّٰهَ وَاَط۪يعُوا الرَّسُولَ وَلَا تُبْطِلُٓوا اَعْمَالَكُمْ

Ey iman edenler! Allah’a itaat edin, Peygamber’e itaat edin de sakın amellerinizi boşa çıkarmayın!

Fetih / 17. Ayet

لَيْسَ عَلَى الْاَعْمٰى حَرَجٌ وَلَا عَلَى الْاَعْرَجِ حَرَجٌ وَلَا عَلَى الْمَر۪يضِ حَرَجٌۜ وَمَنْ يُطِعِ اللّٰهَ وَرَسُولَهُ يُدْخِلْهُ جَنَّاتٍ تَجْر۪ي مِنْ تَحْتِهَا الْاَنْهَارُۚ وَمَنْ يَتَوَلَّ يُعَذِّبْهُ عَذَابًا اَل۪يمًا۟

Savaşa katılmama hususunda köre günah yoktur, topala günah yoktur, hastaya da günah yoktur. Kim Allah’a ve Resûlü’ne itaat ederse, Allah onu altlarından ırmaklar akan cennetlere yerleştirecektir. Kim de yüz çevirirse onu da can yakıcı bir azapla cezalandıracaktır.

Hucurât / 14. Ayet

قَالَتِ الْاَعْرَابُ اٰمَنَّاۜ قُلْ لَمْ تُؤْمِنُوا وَلٰكِنْ قُولُٓوا اَسْلَمْنَا وَلَمَّا يَدْخُلِ الْا۪يمَانُ ف۪ي قُلُوبِكُمْۜ وَاِنْ تُط۪يعُوا اللّٰهَ وَرَسُولَهُ لَا يَلِتْكُمْ مِنْ اَعْمَالِكُمْ شَيْـًٔاۜ اِنَّ اللّٰهَ غَفُورٌ رَح۪يمٌ

Bedevîler: “İman ettik” dediler. De ki: “Siz henüz iman etmediniz. Fakat «biz, sadece boyun eğdik» deyin. Çünkü iman henüz tam olarak kalplerinize yerleşmemiştir. Eğer Allah’a ve Resûlü’ne itaat ederseniz, Allah sizin amellerinizden hiçbir şeyi boşa çıkarmayacaktır. Çünkü Allah, çok bağışlayıcıdır, engin merhamet sahibidir.

Teğabün / 12. Ayet

وَاَط۪يعُوا اللّٰهَ وَاَط۪يعُوا الرَّسُولَۚ فَاِنْ تَوَلَّيْتُمْ فَاِنَّمَا عَلٰى رَسُولِنَا الْبَلَاغُ الْمُب۪ينُ

Allah’a itaat edin, Peygamber’e de itaat edin. Şâyet yüz çevirecek olursanız bunun zararı sizedir. Çünkü Peygamberimiz’e düşen Allah’ın buyruklarını açıkça bildirmekten ibarettir.

Yücel Şahingöz

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.