SON DAKİKA

ABD İLE GÜVENSİZ BÖLGE!..

DÜNYA, GÜVENLİK, SİYASET, YORUM & ANALİZ

MÜŞTEREK HAREKAT MERKEZİ!..

GÜVENLİK, YAZARLAR, YORUM & ANALİZ

BİZ, BU TOPRAKLARDA BİN YILDIR BERABERİZ!..

Bu haber 11 Ekim 2019 - 23:29 'de eklendi ve kez görüntülendi.

Her şeyi denediler, her türlü üzerimize geldiler.. Geziyle geldiler, 17-25 Aralık operasyonu ile geldiler, ekonomik saldırılarla geldiler.. Bir takım malum meslek odaları, gayri milli sivil toplum kuruluşları, LGBT gibi sapkın guruplar ve bunlara benzer odaklar, bizden görünüp, bizi arkamızdan hançerlemek için pusuda bekleyenlerin topu birden geldiler..

Türkiye 15 Temmuz darbe girişiminden hemen sonra Fırat Kalkanı Harekâtı, ardından Zeytin Dalı, derken Pençe 1-2-3, Kıran 1-2, şimdi de gecikmiş ama beklenen Barış Pınarı Harekâtı; Başkan Recep Tayyip Erdoğan’ın talimatıyla başladı.

15 Temmuz darbe girişimi gibi Türkiye’ye milyarlarca lira zarar veren bir darbe operasyonundan sonra dahi, tarihinin en kapsamlı harekâtlarını yapması; Türkiye’nin ne kadar güçlü bir devlet olduğunun en büyük göstergesidir. Başka bir ülkenin başına bunlar gelmiş olsaydı; mutlak surette o ülke çoktan ekonomik ve siyasal olarak teslim bayrağını çekmişti.

Türkiye’nin bu başarısının arkasında 6 ana unsur yatıyor.

Birincisi; Türk Silahlı Kuvvetleri içindeki Fetecüler, Natocular gibi özellikle yüksek rütbeli askerlerin büyük bir kısmının Ordu içinden temizlenmiş olması, yerli ve milli şuura, özüne geri dönmesi.

İkincisi; bu harekâtları, dışa bağımlı olmadan, %70 gibi yüksek bir oranda kendi milli ve yerli silahları ile yapıyor olması.

Üçüncüsü; MİT’in içerisinde bulunan ihanet şebekelerinin temizlenmesi, istihbaratın dışarıya sızmaması ve MİT’in olması gerektiği hale dönüşmesi sonucunda istihbaratın güçlenmesi.

Dördüncüsü; İç İşleri Bakanlığı’nın, yurt içindeki terör odaklarıyla, Cumhuriyet tarihinde görülmemiş bir şekilde, zamanında, etkili, sonuç alıcı, başarılı mücadelesi. Soylu bir adamın, soysuzlara karşı mücadelesi.

Beşincisi; Türk halkının, ‘bir kısmı hariç’ kendi özüne dönmesi, Türk Silahlı Kuvvetleri’ne karşı güven tazelemesi, aynı şekilde, bir dönem kendini Türk halkından soyutlayan, kendi halkından kopuk olan Türk Silahlı Kuvvetleri’nin de halkla bütünleşmesi büyük bir rol oynamıştır.

Altıncı ve  en önemlisi ise; Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın yerli ve milli olması, davasında kararlı, diklenmeden dik duruşu, kendi ülkesinin menfaatlerini her şeyden üstün tutması, mazlumlara kucak açması, Dünya’nın gözü önünde, terör devleti İsrail’e “One Minute” demesi, Birleşmiş Milletler kürsüsünde kimsenin söylemeye cesaret edemediği gerçekleri, gür bir sesle Dünya’ya haykırması, “Dünya Beşten Büyüktür” diyerek mazlumların sesi olması..

Fazla söze ne hacet. Merhum Mehmet Akif Ersoy‘un; “Girmeden tefrika bir millete düşman giremez.  Toplu vurdukça yürekler onu top sindiremez.” sözü, eski Türkiye ile şu anki Türkiye’nin durumunu çok güzel ifade ediyor.

Dışarıda; düşmanların ekonomik kriz tellallığı yaptığı, A.B.D Başkanı Donald Trump’ın açık açık “Türkiye ekonomisini imha ederim” tehdidini savurduğu,  “daha önce yaptım” itirafı, içeride; FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün Türkiye genelinde %4 gibi küçük bir oranda temizlenebildiği bir ortamda dahi ‘böylesine büyük operasyonlara imza atabilen Türkiye; ‘BÜYÜK TÜRKİYE’ dir.

Her şeyi denediler, her türlü üzerimize geldiler.. Geziyle geldiler, 17-25 Aralık operasyonu ile geldiler, ekonomik saldırılarla geldiler.. Bir takım malum meslek odaları, gayri milli sivil toplum kuruluşları, LGBT gibi sapkın guruplar ve bunlara benzer odaklar, bizden görünüp, bizi arkamızdan hançerlemek için pusuda bekleyenlerin topu birden geldiler.. Etnik çatışma yaratmak istediler.. Türk-Kürt ayrımcılığıyla geldiler, yerli ve milli olan her şeye ‘hayır’ dediler. Şimdi de ‘Barış Pınarı Harekatı’‘SAVAŞ’ olarak nitelendirip, ‘savaşa hayır’ diyorlar..

Milli Savunma Bakanımız Hulusi Akar “Türkiye Cumhuriyeti devleti asla savaşta değildir. Savaş, devletler arasında yapılır. Bizim karşımızda bir devlet yoktur. Sürüngenler vardır. Onların başlarını ezeceğiz!” diyerek; ‘savaşa hayır’ diyenlere gerekli cevabı verdi.

Herkes biliyor ki; güya müttefikimiz olan malum devletlerin ve kendi elleriyle yarattıkları terör örgütlerinin asıl hedefi Türkiye’dir. Petrol kokusunu aldıkları için binlerce kilometre uzaklıktan gelip, burnumuzun dibinde terör devleti kurma peşindeler..

Hem dokuz yüz küsur kilometre olan sınır hattımızda, binlerce tır silah verip, beslediğiniz, büyüttüğünüz teröristlerle ‘ikinci bir İsrail Devleti’ kurmaya çalışacaksınız, hem de biz ‘Barış Pınarı Harekatı’ ile teröristleri temizlemeye başlayınca; “Türkler, Kürtler üzerine operasyon yapıyor” gibi söylemlerle Türk-Kürt kavgasını tetikleyip algı oluşturmaya çalışacaksınız!.. Kusura bakmayın… Artık, Türkiye o eski bildiğiniz Türkiye değil..

‘Türkler, Kürtleri katlediyor’ söylemleriyle, ‘teröristleri’ Kürt olarak göstermeye çalışmanız artık bu coğrafyada sökmez.. Teröristin, Kürt’ü, Türk’ü, Amerikalısı, İngiliz’i olmaz.. Terörist, teröristtir!..

PKK/YPG, yeni adıyla SDG’yi Kürt olarak tanımlamak; dünyanın gözünün içine bakarak herkesi aptal yerine koymaktır. PKK/YPG, SDG malum devletin kurup büyüttüğü bir terör örgütüdür. Terör örgütü nazarında kendisine muhalif olanların milliyetinin önemi yoktur!.. Önüne kim gelirse Kürt, Türk, Arap, Acem demeden katleder!.. Katletti!.. Katlediyor!.. Katledecek!.. On Binlerce Kürt’ü bugüne kadar katlettikleri gibi!..

Donald Trump’a gazetecinin biri;

“Kürtlerin güvenliğini sağlaya bilecek misiniz?’’ diye sorar.

Trump; ‘’Deneyeceğiz. Kürtlere baktığınızda, onlar Türkiye’nin doğal düşmanı. Söylediğim gibi, doğal düşmanları var. Bugün birisi yüzyıllardır savaştıklarını söyledi. Bir tarihçi, onların yüzyıllardır savaştıklarını söyledi.” Diyerek; ‘Kürt halkı güvende değil’ bahanesiyle, Afganistan’da, Lübnan’da, Irak’ta, Suriye’de, ‘Türk-Kürt düşmanlığı’ oluşturmaya çalışıyor.

Fransa gibi, Müslüman kanı ‘üzerinden hiç eksik olmayan’, fakir ve Müslüman ülkeleri yıllarca sömürüp kanını emen bir emperyalist sömürgeci ülke dahi; “Türkiye’ye eğer operasyonu durdurmazsa askeri seçenek dahil her olasılığı düşünüyoruz” demiş!.. Hatta, büyük bir krizin içinde olan, açlıktan nefesi kokan, “cürmü kadar yer yakacak” olan Yunanistan, savaş naraları atmaya başlamış!..

Ne yaparlarsa yapsınlar; bizi bölemeyecekler, bizi parçalayamayacaklar..

Biz bu topraklarda bin yıldır varız!..

Biz bu topraklarda bin yıldır kardeşiz!..

Biz bu topraklarda hep kardeştik!..

Kız alıp kız verdik!..

Biz bu topraklarda kıyamete kadar kardeş kalacağız!..

Bölgedeki bütün Kürtler bizim kardeşimizdir. Türk-Kürt kardeştir. Bundan farklı bir söylemde bulunan; ‘ihanet’ içerisindedir..

Bütün Avrupa, Amerika, İsrail ve onların bölgedeki kuklaları, hatta bir kısım Araplar; bize karşı, terörün yanında yer aldılar. Durum böyle iken, bize düşen; birbirimize sımsıkı sarılmaktır!..

Türk’üyle, Kürt’üyle, Çerkez’iyle, Laz’ıyla, ‘bu millet, TEK’tir’.. TEK kalacaktır!..

Zaman; iç ve dış düşmanlara karşı birlik ve beraberlik zamanıdır!..

Yusuf ÇEBİ/DipDalgaHaber.com

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.